Hadi bir başlangıç yapalım

Merhabalar,
07 Nisan, Dünya Sağlık Günü’ydü.
Devamında gelen hafta da Dünya Sağlık Haftası olarak geçiyor.

Böyle günler, zamanlar, bizlere bazı şeyleri hatırlatmak için önemli olsa gerek.
Biz de bu hafta vesilesi ile “daha sağlıklı yaşasam…” niyeti ile yola çıkanların önündeki sinsi bir engelden bahsetmek istedik 🙂
İyi biliyoruz bu engelleri, zira çok takıldık, tökezledik, hala da takılıyoruz.
Ama iyi tarafından da bakmayı öğrendik zamanla…

Birşeyleri değiştirmemiz şart

Özellikle şehirde yaşayanlarımız için, o kadar çok tehditle sarılıyız ki…
Yapay havalandırmalı işyerleri, bol egzozlu hava, toksik maddelerle dolu eşyalar, yataklar, giysiler,
cep telefonları, bilgisayarlar, nefes almayan evler, izolasyonlar… daha neler neler.
Bunlardan kaçamıyoruz çoğu zaman.
Öyleyse mutlaka bünyemizi acil çıkış kapıları, kaçış planları, savunma mekanizmaları ile donatmalıyız.
Doğrusu hiç birimizin bu gerçeği görmezden gelerek davranma hakkı olmadığına inanıyoruz.
Sadece kendimiz için değil, gelecek nesiller için de yaşıyoruz çünkü.
Sağlam ve dayanıklı bir bünyeyi de gen mirası olarak aktarmalıyız…
(Çocuk sahibi olmayanlar için de geçerli bizce bu durum)

Motivasyon mu yoksa vazgeçmişlik mi?

Bu kadar çok tehditle sarılı olunca iki tür insan davranışı çıkıyor ortaya.
1- Düşmanım çok, öyleyse kalkanlarımı güçlendirmeliyim.
2- Bu kadar çok düşmana karşı galip gelmem mümkün değil nasılsa, hiç savaşmayayım.
İşte tehlike burada başlıyor… aman dikkat!

Vazgeçmek yok!

Vücudumuz aslında sandığımızdan çok çok çok daha güçlü.
Düşünsenize yukarında bahsettiğimiz şeyleri. Hepsine rağmen hala ayakta.
Ama herkes yorgun, herkes hasta, her 5 kişiden biri kanser….
Hastalıklar bizim için elbette, ama acaba başka türlü olabilir mi?

İşte tam da sırası şimdi, “daha sağlıklı yaşasam…” niyetindekilerin önündeki en büyük sinsi engel:
“Ya hep ya hiç”cilik.
Kanmayın bu sinsi düşünceye.
Şöyle düşünelim, diyelim ki bünyemizin 100 birim zararlı etkenle mücadele etmeye yetecek gücü var.
101 birim olduğu zaman işte o 1 birimle başa çıkamıyor.
Halbuki biz 100 birimden birkaçını hayatımızdan uzak tutmayı başarsak, geri kalan 90 küsurunu zaten vücudumuz alaşağı ediyor.
Sadece fiziksel olarak değil, ruhsal, psikolojik olarak da bunun böyle olduğuna inanıyoruz.
O yüzden lütfen, tekrar söylemek istiyoruz, takılmayın bu sinsi engele.

Sigara mı içiyorsunuz? Organik sebze meyve yiyorsunuz diye kimsenin sizi eleştirmesine izin vermeyin.
“Sen önce o sigarayı bırak” diyenlere kulak asmayın. Bırakın tabii sigarayı 🙂 ama nasılsa sigara içiyorum temiz gıda yesem ne olacak demeyin.

Plazada çalışıyorsunuz, ya da bir laboratuvarda toksinlere maruzsunuz… “Aman oldu olan” demeyin.
Belki de olmadı olan! Yine de detoks yapın mesela, yine de organik iç çamaşırı giyin.

Düzensiz bir hayat mı yaşıyorsunuz? Olsun… yine de sabahları sirke için mesela, sabah içemiyor musunuz? akşamları için o zaman. Bazen öğün atlatın mesela, ya da her gün yapamıyor olsanız da neden haftada bir yürüyüş yapmayasınız?

Arkadaşlarınızla birlikte dışarı çıktınız, “aman ha yemeyin!” denilen şeyler mi yediniz? Olsun… Devamındaki günlerde vücudunuzun temizlenmesine yardımcı olun. Bir gün sıvı beslenin mesela… “Aman nasılsa devam ettiremiyorum ben” deyip de öğlenleri salata yemekten vazgeçmeyin mesela.
Bir yemeği yerken ki huzurunuz, mutluluğunuz, niyetiniz, besmeleniz de, o yemeğin içeriği kadar kıymetli bunu hiç unutmayın.
Arkadaşlarınızla kahkaha dolu bir yemek, zararalı da olsa, belki o kadar da zarar vermiyordur size?

Hadi bugün bir başlangıç olsun

Hadi bugün bir başlangıç olsun.
Sizin için yapması kolay bir değişiklik yapın, yapalım birlikte.
Belki bizi hasta etme ihtimali olan o 1 birim zararlıyı bertaraf edeceğiz, kim bilir?

Hadi hep birlikte bugün iyiye doğru küçük bir adım atalım, varsın gerisi şimdilik tam olmasın.
Nasılsa zamanla onları da düzeltiriz değil mi? 🙂
Hadi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir