Terlemek… Bütün Mesele bu mu?

Terlemek, vücudumuz için kaçınılmaz temel bir reaksiyon. Belli bir düzeyde kaldığı zaman rahatsızlık yaratmıyor. Hareket etmek, sıcaklık, bazı hastalıklar, stres, korku gibi durumlar terlemenin artmasına neden oluyor. Aşırı terleme ile ortaya çıkan kötü koku yaşam kalitemizi etkilediğinde çareyi deodorant ve antiperspirantlarda buluyoruz…

Tüm vücudumuzu kaplayan derimiz, aynı zamanda en büyük organımız ve deri altında gizlenen milyonlarca ter bezi mevcut. Muazzam bir çalışma prensibine sahip bedenimiz, terin deri üzerinde buharlaşarak vücudun soğumasını, daha doğrusu vücut ısısının belli bir sıcaklıkta kalmasını sağlıyor. Ter bezleri, aynı zamanda deriyi nemlendiriyor, yağlandırıyor, salgısında bulunan kimyasallarla yabancı organizmalara karşı vücudu savunuyor.

Tüm bunlara baktığımızda terlemek, sağlıklı bir beden için çok önemli… 

Ter Bezlerinin Bakterilerle İmtihanı

İnsanda 3 çeşit ter bezi var ve bunlardan apokrin bezleri bu kötü kokunun oluşmasında başlangıç noktası… Ağırlıklı olarak koltuk altı, meme ve göbek deliği çevresi, kulak arkaları, kasıklar, dış kulak yolu ve göz kapaklarında bulunuyor. Salgıladığı ter, deri mikrobiyomundaki bakterilerin (özellikle korinebakteriumlar) en sevdiği türden olup protein ve yağ bakımından zengin… Bakteriler bu sıvıyı kullanıp parçalarken ortaya çıkan atıklar kötü kokunun kaynağı oluyor.

Kozmetik Ürünler Çare mi? 

Kötü vücut kokusuyla baş edilemediğinde çare kozmetik ürünlerde aranıyor. Piyasada çok sayıda ürün var. Bunların bir kısmı deodorantlar; kokuyu maskeliyor, nötralize ediyor ya da antibakteriyel özellikte olabiliyor. Diğeri antiperspirantlar olarak adlandırılan, terlemeyi engelleyen grup. Her ikisi de vücuda zararlı birçok kimyasal madde içeriyor ve bu maddeler özellikle meme ve lenf bezlerine yakın olan koltuk altı gibi hassas bir bölge için hiç de uygun değil! Üstelik Belçika Gent Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma antiperspirantların, bakterilerin sayısını artırarak koku oluşumunu destekleyebildiğini de göstermiş.  

Alüminyum Tuzları, Paraben ve Daha Fazlası…

Çoğu kozmetik üründe kullanılan antimikrobiyal madde paraben; deodorantların ve antiperspirantların içeriğinde de bulunabiliyor. Antiperspirantlar, içerdikleri alüminyum tuzları vasıtasıyla adeta bir tıpa görevi görüyor ve koltuk altı bölgesindeki ter kanallarını bloke ederek terin vücut yüzeyine çıkmasını engelliyorlar.

Bu kimyasalların zararlı olduğu ile ilgili olarak birçok iddia var. Literatürdeki çalışmalar, meme kanserinin gelişmesine neden olan etkenlerden parabenler ve alüminyum tuzlarının östrojenik etkide bulunabildiği, buna bağlı olarak da meme kanseri riskini artırıcı rolü olduğunu gösteriyor. Yapılan bazı çalışmalar, meme kanserinin giderek artması ve sıklıkla memenin üst dış kadranında görülmesi nedeniyle bu ürünlerin özellikle meme kanseri riskini artırdığı iddialarını gündeme getiriyor. 

McGrath’ın 2009 yılında yayımladığı çalışma oldukça dikkat çekici… Çalışmada, başta Afrikalı ve Amerikalı genç kadınlarda olmak üzere, tüm dünyada antiperspirant deodorant kullanım sıklığının arttığı, antiperspirant deodorantların alüminyum tuzları içerdiğini, bu tuzların da ter bezlerinde tıkanıklığa neden olduğu belirtiliyor. Aynı çalışmada, koltuk altındaki apokrin ter bezlerinin östrojen, testosteron ve çok sayıda androjen içerdiği, bezlerdeki tıkanmanın bu hormonların birikmesine neden olduğu, bunun da gelişmekte olan meme dokusunun uzun vadede hormonlara maruz kalmasına ve meme kanseri riskinin artmasına neden olabileceği vurgulanıyor.

Riskli maddeler elbette ki bunlardan ibaret değil… Çoğu kozmetik üründe olduğu gibi bu ürün grubunda da hormon bozucu, alerjen, tahriş edici özellikte pek çok kimyasal bulunuyor. Dolayısı ile kötü kokmamak adına satın alacağımız birçok üründe bu kimyasalları bedenimizle temas ettirme riski var… 

Son Olarak…

Antiperspirantların riskleri hakkında tartışmalar bir yandan sürerken uzun dönemli zararları hakkında kesin bir yargıya varılmış değil. Meme kanserinin giderek artması ve meme dokusunda alüminyum ve parabene rastlanması, tedbiri elden bırakmamak gerektiğini vurguluyor. Henüz yasaklanmamasına rağmen bazı kozmetik firmalarının ürünlerinde bu bileşenlere yer vermemeleri ve doktorların meme kanseri teşhisi koyduğu hastalarına doğal ürünlere geçmelerini önermelerini kulak arkası etmemek gerekiyor… Kimyasallarla dolu bu ürünlerin, çok iyi sonuçlar veren doğal alternatifleri mevcut. Gıdalar vücudumuz için ne denli önemli ise derimizle temas eden her şey için de aynı özeni göstermemiz şart… Doğala dönüşün katma değer yarattığı bugünlerde kendimize yapacağımız en büyük iyilik bu olmalı…

Tüketici olarak bilinçli olursak daha iyiyi bulmayı başarabiliriz. Biz her zaman daha iyiyi arıyor ve bulduğumuzda büyük bir heyecanla sizlerle paylaşıyoruz. Değerli organik yağlar ve yalnızca doğal maddelerden hazırladığımız krem deodorantımız da gönül rahatlığı ile kullanabileceğiniz ürünlerimizden yalnızca biri… 

KAYNAKLAR

medicalnewstoday.com

dergipark.org.tr

Chris Callewaert (UGent); Prawira HutapeaTom Van de Wiele (UGent); Nico Boon (UGent), “Deodorants and antiperspirants affect the axillary bacterial community”, (2014ARCHIVES OF DERMATOLOGICAL RESEARCH. 306(8). p.701-710.

Mustafa Tunaya Kalkan, “Isı, Sıcaklık, Ter, Terleme”, Tıp Fakültesi Klinikleri, Cilt 1 Sayı 1 – Nisan 2018 (109 – 130).

Sevil Güler Demir, Hülya Bulut, “Terlemeyi Önleyen Kozmetik Ürünler Meme Kanserine mi Neden Oluyor?”, International Journal of Human Sciences, Vol.13, Issue 1, 2016.

acikders.ankara.edu.tr / Prof. Sinan Tüzen, “Antiperspirantlar, Deodorantlar ve Antimikrobiyal Ajanlar”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir