Doğal Sabunlar

Sabunlar hijyen kültürünün önemli bir parçası ve günümüzde birçok insan bu konuda doğal sabunları tercih ediyor. Peki ya doğal sabun nedir? Bu yazıda doğal sabunun ne olduğu, içeriği ve üretimi hakkında bir inceleme bulacaksınız. 

Sabun yapmak zor bir iş değildir fakat kaliteli doğal sabun üretmek ancak yeterli bilgiyle ve deneyimle olur. Sabun yapımını basit bir el becerisi olarak değil, bilimin bir parçası olarak görmek gerekir.  Günümüzde satın aldığı ürünlerin arkasına bakan insan sayısı çok az, durum böyle olunca hijyen için kullanılan basit bir kalıp sabunun içeriğini kimse umursamıyor.

Son zamanlarda insanların kafasını kurcalayan bazı soruları içerisinde barındırdığı için, bu yazımızda doğal sabunlar hakkında birkaç noktaya değinildi. 
1. Doğal Sabun Nedir?
1.2 Doğal Sabun Market Sabunundan Daha mı İyi?
1.3 Market Sabunları ve Cilt
1.4 Doğada Sabun
1.5 Sabun ve Saç Temizliği
2. Zeytinyağı ve Sabun
2.1 Sodyum Hidroksit ve Sabun
2.2 Gliserin ve Sabun
3. Saponifikasyon
4. Tüm El Yapımı Sabunlar Aynı mı?
4.1 Doğal Sabun Satın Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?
4.2 Neden Doğal Sabun Kullanmalıyım?
5. Evde Sabun Yapmanın Riskleri

Doğal Sabun Nedir? Nedir Bu Doğal Sabun?

Doğal sabun dediğimizde aklımıza gelen ilk şey, sabunu oluştururken kullanılan malzemelerin hepsinin doğal yollarla elde edilir olmasıdır. Peki ya doğal sözcüğünün tanımı nedir? Akıl yürütülerek çok basit bir cevap verilebilir. Eğer malzeme bir bitkiyse ya da bitkiden elde ediliyorsa, sebzeyse, mineralse, hayvanlardan elde ediliyorsa (bal ya da süt gibi) o zaman doğaldır. Bu durumda zeytinyağı gibi zeytinden elde edilen bir ürünün sabunda kullanımı saflık ve doğallık açısından uygundur.

Eğer suni olarak laboratuvar ortamında bir ürün elde ediliyor, yani işler doğada var olabilecek bir şekilde yürümüyorsa, bu o ürünün doğal olmadığı anlamına gelir. Laboratuvarda birleştirilerek yapılan sabunlar genellikle “doğal gibi” gösterilir ve “doğal” diye tabir edilen mika minerali ve yine “doğal” adı altında pazarlanmaya çalışan suni kokularla güzelleştirilir. Eğer içeriğindeki maddeler bir bitki değilse ya da bitkiden elde edilmiyorsa, bu sabunları tercih etmemenizde yarar var.

Doğal sabun market sabunundan daha mı iyi?

El yapımı sabunlar, sabun yapım sürecinin bir sonucu olan ve cilde nem veren gliserini içerir ve cildiniz için faydalıdır. Gliserin havadaki nemi cildinize hapsetmenize yardımcı olan bir maddedir. Marketlerden aldığınız sabunlar gliserin içermez, bu yüzden cildinizi kuru bırkır ve tahriş eder. Üstelik gerçek sabun olmadıkları için, içerisinde bulundurdukları deterjanlar cildinizin kendi doğal yağını da yok eder. Fazla köpürsün diye ya da kalıba döküldüğünde daha kalın dursun diye sabunların içine onlarca kimyasal madde eklenmekte. Buna ek olarak, marketlerde satılan sabunların içindeki gliserini çıkarıp losyon ve krem üretiminde kullanıyorlar. Nedeni çok zekice: Üretici bir kalıp sabunda buluşan özellikleri (temizlemek ve nem vermek) iki ayrı ürüne ayırıyor (sabun ve krem), böylece daha fazla para kazanıyor! 

Markette satılan sabun cildime zarar verir mi?

Büyük sabun ve cilt bakımı ürünü üreticileri paraben gibi sentetik koruyucular kullanabiliyor, bu da göğüs kanserine yol açıyor. Sodyum loril sülfat ise sabunun ekstra köpüklü olmasına neden oluyor, ama ne uğruna? Bu madde de hormonlarımızla oynuyor. Bunların kullanımı sadece fabrika sahibinin işine yarıyor, bizim sağlığımıza değil. 

İnsanların sabunlar tarafından ortaya çıktığına inandığı bazı cilt problemleri şunlardır:

  • Hassaslaşan cilt
  • Gül hastalığı
  • Çatlaklar
  • Kronik kuru cilt
  • Kaşıntı ve pullanma
  • Tahriş ve kızarıklık

Yine bu sorunları sabunla çözdüğünü söyleyen insanlar da var ama doğal el yapımı sabunlarla! Hassas bir cildiniz varsa ya da elinizdeki çatlaklardan kurtulamıyorsanız bol yağlı, nemlendiricili bir doğal sabun derdinize derman olabilir. 

Doğada sabun var mıdır?

Ağaçlardan kalıp sabun ya da şişelenmiş sıvı sabun toplayamayacağımız bir gerçek fakat doğada da sabuna benzer bir madde olan saponin içeren bazı bitkiler bulunmakta. Sabun olmasa bile, elinizi ya da kıyafetlerinizi saponinle yıkayabilirsiniz. Örnek verecek olursak avize ağacı kökünü döverseniz temizlik için kullanılabilir bir madde saldığını görürsünüz, aynı şey at kestanesi çekirdeği için de geçerli. Hatta at kestanesini narin kilim ve halıları, kıyafetleri yıkamada kullanabilirsiniz, zira eskiden öyle yapıyorlarmış. 

Mercimek pişirdiyseniz yıkarken oluşan baloncukları görmüşsünüzdür. Yani mercimekte de saponin vardır. Günümüzde hala Hindistan’da mercimek suyunu saç yıkamada kullanıyorlar.

Kısacası doğada sabun olmasa bile sabunun yerine kullanılabilecek maddeler bulunmakta. Peki siz hangisini seçiyorsunuz: Tamamen doğal, nemlendirici bir sabun mu yoksa banyonuza havan ve tokmakla avize ağacı kökü götürmek mi?

Sabunla saçımı yıkayabilir miyim?

Sabunun amacı saç temizliği olmasa bile sabunu şampuan olarak kullanıp başarılı sonuçlar gören insanlar var. Fakat yine de saçınızı sabunla yıkamadan önce göz önünde bulundurmanız gereken birkaç faktör bulunmakta: 

  • Saç uzunluğu
  • Deri hassasiyeti
  • Su kalitesi
  • Teknik
  • Saçın önceden yıkandığı ürün

Vücudunuz yerine saçınızı sabunla yıkamayı tercih ediyorsanız şunu bilmenizde fayda var: Sabun tüm vücudunuzu temizleyebilir ama tüm saçınızı temizleyemez. Özellikle sert su kullanıyorsanız sıkıntı yaşayacaksınızdır çünkü sert sudaki mineraller sabunla etkileşime geçerek saçta temizlenmemiş ve yağlı bir his bırakabilir. 

Bu sorun saçı basit bir asidik çözelti ile durulayarak çözülebilir. 2 yemek kaşığı sirkeyi 1 litre suyla karıştırın ve saçınızı yıkarken yanınıza alın. Sabunlama işlemi bittikten sonra saçınızı sirkeli suyla duruladığınızda tüm kalıntılardan kurtulursunuz. Eğer saçınız uzunsa malzemeleri iki katına çıkarabilirsiniz. Saçınız birbirine dolaşmışsa açma işlemini sirkeli suyla yapmak iyi bir fikir olabilir. Söylediğim 2 yemek kaşığı sirke sadece size rehberlik etmek için, daha fazla ya da daha az kullanabilirsiniz. Daha fazla sirke daha fazla yumuşaklık demek, tabii bir noktaya kadar. Saçınızda asla direkt olarak sirke kullanmayın, çünkü sirke saçınızı sabundan daha da çok kurutacaktır. 

Saçı sirkeli suyla duruladıktan sonra tekrar saf suyla durulayıp durulamamak size kalmış. Bazıları sirkenin kokusundan rahatsız olduğu için iki kez durulamayı tercih ediyor ama sizin içiniz rahat olsun, saçınız kuruduğunda sirke kokusundan eser bile kalmıyor. 

“Peki ne sirkesi kullanacağım?” diyenlere de cevap verelim. Saç yıkamak için genelde elma sirkesi kullanılıyor fakat tüm sirke türleri işe yarayacaktır. Elma sirkesinin saçı çok kuruttuğunu söyleyenler beyaz üzüm sirkesi tercih edebilir. Saç deriniz çok kaşınıyor, saçınız çok kuruyor ve elektrikleniyorsa sirkeli suyun içine bal da ilave edebilirsiniz ama balın suyla tamamen karıştığından emin olun. Bal, sirke kokusunun daha çabuk gitmesine de yardımcı olacaktır. 

Tatlı suda böyle bir sorun görülmeyecektir, saçınızı gönül rahatlığıyla sabunla yıkayıp ardından suyla durulayabilirsiniz. Ama yine de saçınızın nasıl görüneceği ya da sizin saçınızla ilgili nasıl hissedeceğiniz yukarıda belirttiğimiz faktörlere göre olacaktır. 

Saçınızda sabun kullanmadan önce kullandığın madde, bir alışma sürecinden geçmenize neden olabilir. Market şampuanları ve saç kremleri içerisinde bulunan silikondan dolayı saç derisinde tabaka bırakır ve saçınızı sabunla yıkamadan önce bu tabakayı temizlemeniz gerekir. Yukarıda açıkladığımız asitli durulama bu süreçte size yardımcı olabilir ve 1 ila 30 yıkama arası saçınız fazla kuru ya da fazla yağlı olabilir. Merak etmeyin, bunun düzelmesi için ihtiyacınız olan tek şey zaman! 

Bir diğer önemli kısım ise sabunu saçınıza nasıl uyguladığınız, yani tekniğiniz. Sabunu elinizle köpürtüp saç derisine sürebilirsiniz ya da direkt olarak sabun kalıbını saçınızda kullanabilirsiniz. Saçınızın uçlarını sabunlamanıza gerek yok çünkü zaten durularken akan suyla beraber temizlenecektir, saç uçlarını yıkamak saça zarar verebilir ve saçı düğümlendirebilir. 

Umarım “Saçımı sabunla yıkayabilir miyim?” sorunuza cevap almışsınızdır ama şunu aklınızdan çıkarmayın: Sabun saç yıkamaya gelince bazı insanlarda maalesef işe yaramıyor. Ama siz yine de içinde bulunmayan plastikler adına doğal sabunlara bir şans verin derim. 

Zeytinyağı ve Sabun

Günlük hayatta çeşit çeşit yağı farklı amaçlarla kullanmaktayız, bunların arasında hindistan cevizi yağı, tereyağı, argan yağı ve belki de en çok kullanılan yağ çeşidi olan zeytinyağı bulunmakta. Peki nasıl oluyor da yemeklerde kullandığımız, maskeler yaptığımız zeytinyağı katı bir hale gelip günlük temizlik ihtiyacımızı karşılayabilir hale geliyor? Bilmem sizin ne aklınızı kurcalayan bir soru mudur bu fakat cevap hem biraz basit hem de biraz karışık. Hepimiz kimyager değiliz sonuçta. Sıvı bir maddenin katıya dönüşmesi, hatta daha da önemlisi ellerinizi temizleyebileceğiniz bir araca dönüşmesi işlemine saponifikasyon, diğer adıyla sabunlaştırma deniyor. Bu işlemde yağlar sabuna dönüşüyor ama bunun için gerekli olan tek madde o değil, bir de sodyum hidroksit lazım. 

Sodyum Hidroksit ve Sabun

Aklınıza gelen ilk sorunun “Doğal sabunda sodyum hidroksit var mı? Cildime zarar vermez mi bu?” olduğunu az çok tahmin edebiliyorum. İlk sorunun cevabına evet diyeceğim çünkü kimyasal olarak sodyum hidroksit ve sıvı birleşmeden gerçek bir sabun oluşmaz. Bu durumda içerisinde sodyum hidroksit bulundurmayan tüm cilt ya da saç temizlik ürünü sabun değil, deterjandır diyebiliriz. Fakat bu kimyasal değişim sonunda yağ ve sodyum hidroksit birleşerek sabun ve gliserine dönüşüyor. Bu da demek oluyor ki üretimi bitmiş, raflara yerleşmiş bir sabunun içinde sodyum hidroksit yoktur. 

Sabunumun arkasında sodyum hidroksit yazmıyor ama? 

Elinizdeki ürün gerçek bir sabun ise, içerikler kısmında yazmıyor olsa bile sodyum hidroksitle yapılmış olmalıdır. Eğer aşağıdaki içeriklerden biri sabunun arkasında yazıyorsa, sodyum hidroksitle üretilmiş demektir:

Sabunlaştırılmış yağ: sıvı (genellikle su) ve yağların sodyum hidroksitle birleşimi

Sodyum kokoat: hindistan cevizi yağı ve sodyum hidroksitin birleşimi

Sodyum palmat: palmiye yağının ve sodyum hidroksitin birleşimi

Sodyum palm kernelat: hurma yağının ve sodyum hidroksitin birleşimi

Sodyum tallowate: hayvanların iç yağı ve sodyum hidroksitin birleşimi

Sodyum olivat: zeytinyağı ve sodyum hidroksitin birleşimi

Sabun alırken dikkatli olmak gerek çünkü üretici müşteriyi kandırmak için her zaman alternatif kelimeler kullanacaktır. Dermatolojistlerin bile gözünden kaçabilen bu ufak detaylar sabun seçiminde önemli rol oynuyor. Sonuç olarak sabunun arkasında sodyum hidroksit yazmıyor olması, onunla üretilmediği anlamına gelmiyor. 

Peki üreticileri bu kelime oyununa iten neden ne? Görünüşe göre insanlar sodyum hidroksit gibi kimyasal terimlerden korkuyor ve el yapımı sabun yapanlar bile artık bu kelimeyi kullanmak istemiyorlar. Zeytinler ya da çubuk krakerler hakkında ufak bir araştırma yaparsanız, aslında hayatınızın bir bölümünde sodyum hidroksit yemiş olabileceğinizi görürsünüz. O kadar korkunç değilmiş sanki.

Hala aklında sorusu olanlar için bir örnek daha verelim: sodyum suyla temas ettiğinde patlayıcı, klor ise zehirleyici bir gazdır; fakat tepkimeye girdiklerinde her gün tükettiğimiz tuzu oluştururlar. Sabun üretiminde de aynı durum söz konusu: Sodyum hidroksit sabun ve gliserine dönüşüyor. 

Sodyum hidroksitin tarihçesine bakarsak, insanlar bu çözeltiyi ilk kez sabun yapımında kullanılmaya başladığı zaman yağmur suyu ve tahta külünden oluşturmuşlar. Çözeltinin konsantrasyonunu belirlemek için de yumurta metodu kullanılmış: Eğer yumurta batıyorsa kötü, yüzüyorsa iyi bir çözelti elde edilmiş anlamına gelmekteymiş. Bu metot 18. yüzyılın sonlarına dayanmakta ve Fransız kimyager LeBlanc tarafından bulunmuştur. 

Gliserin ve Sabun 

Gliserin el yapımı sabun yapımında ortaya çıkan saponifikasyon sürecinin bir ürünüdür ve doğal olarak oluşur. Tıpkı bal gibi doğal bir nemlendiricidir, nemin cilde hapsolmasına yardımcı olur. El yapımı sabunların içerisinde cildi nemlendirmeye yetip artacak kadar çok gliserin vardır fakat aynı şeyi fabrika üretimi sabunlar için söyleyemeyeceğim çünkü önceden de bahsettiğim gibi sabunların içerisinde doğal olarak bulunan gliserini ayrıştırıp ya farklı nem verici ürünlerin içerisine ekliyorlar ya da tamamen ayrı olarak satıyorlar. 

Saponifikasyon (Sabunlaştırma) Nedir?

Lise yıllarınızdan asit-baz reaksiyonlarını hatırlıyorsunuzdur. Asit ve baz tepkimeye girdiklerinde birbirlerini nötrler ve tuzu oluştururlar. Basitçe özetlemek gerekirse; sabunlaştırma, asit ve bazın kimyasal yollarla tepkimeye girerek “sabun” denilen bir tuz oluşturmasıdır. Bu tepkimenin bazı sodyum hidroksitten, asidi ise yağlardan gelir. Kullanılacak yağ seçilir, ardından sodyum hidroksit ve tercih edilen sıvıyla karıştırılsa moleküller birleşir, saponifikasyon denen kimyasal olay meydana gelir ve bileşenlerinden tamamen farklı bir madde olan sabun oluşur. Sonucunda ise sabunda sodyum hidroksitten eser kalmaz, çünkü yağ ile beraber sabuna ve gliserine dönüşmüştür. Umarım bu bilgi içinizi rahatlatmıştır fakat yine de şunu bilmekte fayda var: sabun formüle edilirken çok uğraşılmamış ise ortaya çıkan sabunda hala sodyum hidroksit bulunabilir. Sabun yapmak düzgün bir kimya, reaksiyon ve süreç bilgisi gerektirir. “Ee, o zaman sıvı sabun nasıl oluyor?” diyenler için de küçük bir bilgi daha: Onu da potasyum hidroksitle yapıyorlar. 

Tüm el yapımı sabunlar aynı mıdır?

Cevap hayır. İlk olarak aklında o nemli ve yumuşak sabunların nasıl sadece yağ ve basit bir çözeltiyle üretildiği sorusu olanları biraz daha aydınlatalım. Sabun yapımı için kimyasal formül oluşturulurken, sodyum hidroksitin tepkimeye girebileceğinden çok daha fazla miktarda yağ eklendiğinde sabunlar daha nemlendirici oluyor. 

El yapımı sabunlara geri dönersek, birçok “el yapımı” olarak geçen sabunun aslında fabrikadan çıkma olduğunu görürüz. Yaptıkları tek şey hazır sabunları eritip içerisine çeşitli bitkiler ve botanik yağlar eklemek oluyor. Yine de hiçbir şey sıfırdan yapılan bir sabunun yerini tutamaz çünkü kullanılan tüm maddelerin tazeliğini, kalitesini ve saflığını bilirsiniz. Böylece yaptığınız tüm kalıp sabunlar kendi içlerinde eşsiz olurlar. 

Bir zamanlar tüm sabunlar elde yapılırmış. O zamanlar süreç şöyle işlemekteydi: Sabun karışımı tamamlandıktan sonra kalıplara dökülüp bir gün boyunca katılaşmaları için beklenir, bir gün boyunca açık havada kurutulur, sonra kalıplar kesilir ve bir ay boyunca mayalanması için beklenir. 

19. yüzyılda sabunun içindeki gliserinin ayrılabileceği keşfedilince her şey bir anda değişti. Hızla büyüyen sanayileşmeyle, üreticiler gliserini ayrıştırıp farklı ürünlerde kullanmaya ya da ayrı olarak satmaya başladı. Örnek verecek olursak gliserin patlayıcıların ve dinamitlerin olmazsa olmaz maddesi ve bu tip ürünlere 20. yüzyılın başında çok fazla rağbet vardı. Gliserinsiz sabun yan ürün olarak üretilmeye, gerçek sabunu taklit etmek için ucuz sentetik maddelerle karıştırılıp, el yapımı sabun üreticilerinin yarışamayacağı fiyatlarla satılmaya başlandı.  

Tüm el yapımı sabunlar aynı olmadığı gibi tüm insanlar da aynı değildir ve bunun nedeni de cildimizin üzerinde yaşayan ekosistemi etkileyen binlerce faktör olmasıdır. Cinsiyet, yaş, etnik köken, mevsimler, nem, rüzgâr, çevre kirliliği, toz, genetik, ilaç kullanımı, yediğimiz içtiğimiz şeyler ve hatta giydiğimiz kumaş bile cildinizin sağlığında ve farklı ürünlere verdiği tepkilerde rol oynayabilir. 

El yapımı sabunlarda neler kullanabilirim?

Sabunlarınızda şifalı ot, tohum, tahıl, çiçek, sebze, meyve ve botanik esans yağları gibi cildinize ve vücut sağlığınıza iyi gelecek maddeler kullanabilirsiniz. Toprakta kullanılan kimyasal böcek ilaçları ve GDO’yu düşünürsek “tamamen” doğal bir sabun yapmak mümkün gibi görünmüyor. Yani saydığımız ürünleri kendinizin yetiştirmesi daha “doğal” bir seçenek olabilir. Ayrıca içerisinde bulunan besin değerini kaybetmemesi açısından organik ve rafine edilmemiş yağların kullanılması tavsiye ediliyor. 

Havuç, salatalık, avokado, elma ve portakal kullanarak sabun yapmak mümkün. Kahve, kakao, domates suyu, baharat ve hatta biradan bile sabun yapabilirsiniz. Küçük detaylar eklemek isterseniz karışıma birkaç adet çiçek yaprağı da ilave edebilirsiniz.

Doğal sabun satın alırken nelere dikkat etmeliyim?

Organik markete girdiniz ya da alışveriş yaparken bir doğal sabun standı gördünüz ve doğal sabun alacaksınız. Aklınızda iki soru var. Birincisi, bu kadar çeşit renk ve koku arasından hangisini seçeceğim? İkincisi ise, doğal sabun kullanmaya başlamak akıllıca bir seçim mi? 

Marketlerde onlarca çeşit, sırf üzerinde bal ya da süt resmi olduğu için “doğal” olduğu iddia edilen sabun var ama eğer yukarıda anlattıklarımı okuduysanız bunun doğru olmadığını biliyor olmanız gerekir. Üzerinde doğal yazan ya da “Doğal sabun bu!” diye satılan her sabun öyle olmak zorunda değil. Yani, yapmanız gereken ilk şey doğruyu söyleyip söylemediklerini bulmak. 

Elinize rastgele gelen ilk sabunu da almamanız lazım. Aşağıda sizin için sabun alırken dikkat etmek gerekenleri sıraladım.  

  • İçinde gliserin bulundurması. Gliserin doğal sabunların nem verici maddesidir, cildinizin yumuşaklığını koruyacaktır. Bazı market sabunlarında da gliserin bulunur ve diğer sabunlardan daha iyi nemlendirirler, tabii fiyatları da bununla doğru oranda artar. 
  • Doğal yağlarla yapılması. Doğal sabun üreticileri palmiye yağından daha çevre dostu olan yağlara yönelirler; shea yağı, hindistan cevizi yağı, kakao yağı, zeytinyağı gibi. Çevre dostu olmalarının yanı sıra bu yağlar cildi yumuşak ve nemli tutmada oldukça başarılılar. 
  • Tamamen doğal olanı alın. %95 doğal olanı değil. Çünkü emin olun o %5’lik kısma koyabilecekleri kadar sentetik madde koyacaklar. O küçük yüzdelik kısımda genelde doğal olmayan yollarla elde edilmiş kokular ve renkler kullanılmakta. 
  • Palmiye yağından uzak durun. Çevreyi önemseyen insanlar palmiye yağı kullanmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Maalesef sabunlarda ve kozmetik ürünlerde sıklıkla kullanılan bir madde palmiye yağı. Eğer bilmiyorsanız açıklayalım, palmiye yağı üretimi doğal yaşam alanlarının, ekosistemlerin ve vahşi doğanın yok olmasına neden oluyor. Direkt ya da dolaylı yollarla birçok yaban hayatta yaşayan canlının sonunun gelmesine yol açıyor. Sabun yapımıyla ilgili bir bilgi daha verelim: Palmiye yağı kullanmanıza hiç mi hiç gerek yok!
  • Raf ömrü. Doğal sabunları çok çabuk bozulduğu için tercih etmiyor olabilirsiniz. Organik sabunlar içerisinde sentetik madde bulundurmadıkları için erimeye mahkumdurlar ve market sabunlarından daha çabuk bozulurlar. Bu yüzden bu sabunları kuru bir yerde, hatta varsa ahşap bir sabun tutucuda muhafaza etmenizi tavsiye ediyoruz. Fakat bu kısa raf ömrü süresinden çıkarmanız gereken tek şey içinde zararlı herhangi bir madde olmadığı olmalıdır. Eğer hem doğal sabun diye satılıp hem de bir yıl raf ömrü süresi biçiliyorsa, elinizde sabun hiç de doğal olmayabilir. Eğer sabunlarınızı daha uzun süre kullanmak istiyorsanız ikiye bölebilirsiniz. Böylece bir yarımını kullanırken diğerini buzdolabında saklayabilirsiniz
  • Vegan olup olmaması. Eğer vegansanız aldığınız doğal sabunun içeriğini kontrol etmeyi unutmayın. Keçi sütlü ve ballı sabun kulağa her ne kadar hoş gelse de, bu tip sabunları almayarak belki de hayvanların yükünü biraz azaltabilirsiniz. 
  • Doğal antiseptikler. Cilt enfeksiyonuyla başınız dertteyse, sabununuzdaki doğal antiseptikler probleminizi çözmenize yardımcı olabilir. Çay ağacı yağı, hindistan cevizi yağı ve okaliptüs yağı içeren sabunlar; antiseptik, mantar önleyici ve antibakteriyel özellikler taşırlar. Bu sabunlar mantar, bakteri, virüs ve enfeksiyona neden olan bakterilerle mücadele etmek için özel olarak üretilmektedir.
  • Düz mü granüllü mü? Hiç düşünmeden düz yüzeyi olan sabunları tercih edebilirsiniz, çünkü granüllü sabunlar her ne kadar göze güzel görünse de tahriş edici olabilirler ve sivilceli ya da egzamalı ciltte kesinlikle kullanılmamalıdır. 
  • Aloe Vera. Aloe Vera inanılmaz bir cilt yenileyicidir. Nemlendirici olmasının yanı sıra güneş yanıklarına da çok iyi gelmektedir. Genelde jel olarak satılsa da sabununuzda bulunuyorsa almayı düşünebilirsiniz. Aloe Vera’nın bir diğer faydası cildinizin pH dengesini korumasıdır. 

Özet geçecek olursak, sabun alırken görüntüsü ya da kokusu aklınızı karıştıran son şey olmalı.  Çabuk eriyeceği için küçük sabunları tercih etmeniz yararınıza olacaktır ama siz yine de son kullanma tarihini de kontrol etmeyi ihmal etmeyin. Eğer doğal sabunların faydasını açıkça anlatabildiysem umarım bir sonraki alışverişinizde sepetinize eklemeyi unutmazsınız.  

Neden doğal sabun kullanmalıyım?

  • Doğal sabun yapımında kullanılan malzemeler kimyasal olmadığı için herhangi bir cilt kuruluğu ya da tahrişi yaşamazsınız.
  • Cilt tarafından emilip kana karışabilen sentetik maddeler içermez. 
  • Doğal sabunları kokusu çok fark edilmese de market ürünlerinden daha taze kokar. 
  • Sabun yapmayı seven binlerce insan var. Tüm zanaatler gibi sabun üretiminde de üretici yaratıcılığını kullanıyor ve çeşit çeşit cildinize hiçbir zararı dokunmayan sabunlar üretiyorlar. Üstelik bununla da kalmıyorlar, yaptıkları araştırmalar ve sarf ettikleri efor da cabası. 
  • El yapımı sabunlardan asla bıkamazsınız, o kadar çok çeşidi var ki, kahvelisinden tutun yaban mersinlisine kadar! Sabun tariflerinin bir sınırı da yok, ne isterseniz kullanabilirsiniz, unutmayın. Doğal sabun yapan birini bulursanız istediğiniz meyveyi, sebzeyi ya da çiçeği sabununuzda kullanacağından şüpheniz olmasın. Yapmanız gereken tek şey sormak. Sabununuza eklemeniz için birkaç öneri: Kil, cildinizdeki fazla yağı atmanıza ve detoksa yardımcı olur. Meyve suları, çeşitli sütler, peeling için tahıllar ve şifalı otlar da sabununuza renk ve çeşit verecektir. 

Evde sabun yapmanın riskleri

Her ne kadar doğal ve cildiniz için sağlıklı olsa da, el yapımı sabun yapımının bazı riskleri bulunmakta. Sabun yapımının olmazsa olmazı sodyum hidroksiti kullanırken dikkatli olmalısınız çünkü bu madde yakıcıdır ve eğer sıçrarsa gözlerinize ve cildinize zarar verebilir. Solunduğunda ciğerleriniz için zararlıdır ve yutulduğunda ise ölüme neden olur. Bu risk faktörlerini minimuma indirmek için aşağıdaki maddelere dikkat ediniz: 

  1. Sodyum hidroksitle uğraşırken gözlerinizi korumak için mutlaka laboratuvar gözlüğü takın. 
  2. Kollarınızı korumak için uzun kollu giysiler tercih edin.
  3. Sodyum hidroksiti ya da daha katılaşmamış sabunu tutarken plastik eldiven takın çünkü sabunlaşmamış çözelti sodyum hidroksit kadar tehlikelidir. 
  4. Cam ya da plastik araçlar kullanın ve asla metal araçlar kullanmayın. 
  5. Sabun yapımında kullandığınız belli mutfak araçları olsun ve bunları asla yemek yaparken tekrar kullanmayın.
  6. Sodyum hidroksiti suyla karıştırırken çıkan buharı içinize çekmeyin.
  7. Sabun yaptığınız tezgâhı ya da masayı gazeteyle kaplayın ki işiniz bittiğinde toplayıp atması kolay olsun.
  8. Çocukları ya da evcil hayvanları yaklaştırmayın. Sadece dikkat dağıtmakla kalmayıp, bir şeyler yıkıp dökebilirler.
  9. Telefon ya da kapı zili sizi işinizden etmesin. Asla sabununuzu yarım bırakmayın.
  10. Suya yakın bir yerde çalışın ki cildinize temas eden herhangi bir madde olursa yıkayabilesiniz. 
  11. Sodyum hidroksiti suya ekleyin, tam tersini yaparsanız volkanik bir patlama oluşacaktır.

Peki bu riski almaya değer mi? Sabun yapmak tehlikeli olabilir ama araba ya da testere kullanmanın da dezavantajları var. Her türlü tehlikenin farkında olup riskleri en aza indirmek için çaba göstermeliyiz. Yukarıdaki güvenlik önlemlerini takip ederseniz ve sodyum hidroksitle dikkatli uğraşırsanız riski baya bir azaltırsınız. Ödül ne mi? Doğal bir sabun, sağlıklı bir cilt ve yeni bir beceri. 

Doğal Sabunlar” üzerine 1 yorum

  1. Verilen bilgilere teşekkür ediyorum aydinlattiginiz için sağolun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir