Hiç Solmayan Çiçek: Ölmez Otu

ölmez otu

Aslında ismi çok şey anlatıyor… Adı gibi kendisi de adeta ölümsüzlüğü, sonsuzluğu simgeliyor… 

Ölmez otu, hakikaten de koparıldıktan sonra bile çiçekleri dökülmeyen, topraktaki gibi capcanlı duran bir bitki… Kuruduğunda bozulmadığı, rengi solmadığı için evlerde süs bitkisi olarak yer alıyor. Ölmez otu elbette ki yalnızca bu amaçla kullanılmıyor. Pek çok bilinen faydası olan bitki, mide ve safra rahatsızlıklarından kansere, karaciğer rahatsızlıklarından cilt problemlerine kadar halk arasında yüzyıllardır kullanılıyor. Özellikle cilt üzerinde çok etkili, cildi tazelemeye ve kırışıklıkları düzenlemeye destek oluyor. Buyurun o halde, ölmez otu neymiş ve faydaları nelermiş, birlikte bakalım…

Ölmez otu nedir?

Ölmez otu, Güney Avrupa ülkelerinde, özellikle Türkiye, İtalya, İspanya, Portekiz ve Bosna Hersek’e özgü bir bitki… Papatyagiller familyasından olan ölmez otunun dünya genelinde bilinen altı yüz türü var, ülkemizde ise otuz dört türü yetişiyor. Oldukça parlak sarı bir renge sahip olan ölmez otunun saplarında, kitin benzeri (böcek kabuklarının sert olmasını sağlayan madde) bileşenler bulunuyor, bu nedenle kuruduktan sonra bile oldukça dayanıklı bir yapıya sahip. Çiçeğin keskin kokusu ise içerisindeki uçucu yağdan kaynaklanıyor.

Latince adı “Helichrysum; Yunanca güneş anlamına gelen “helios” ve altın anlamına gelen “chrysos” sözcüklerinden geliyor. Halk arasında arı çiçeği, leblebi çiçeği, altın otu, kudama çiçeği, herdem taze, güve otu, güneş çiçeği, mantuvar çiçeği olarak da biliniyor… Avrupa’da ise “immortal, everlasting” yani “ölümsüz, ebedi” ismi ile tanınıyor.

Bitkinin şifalı etkilerinden, MS. 40-90 yılları arasında yaşamış hekim ve bitki bilimcisi Dioscorides’in ünlü eseri “De Materia Medica”da da bahsediliyor. Eserde, bitkinin çiçeklerinin idrar zorluğu, yılan ısırıkları, siyatik ve fıtığa karşı etkili olduğu anlatılmış.

Çoğunlukla Akdeniz toplumlarında kullanılan ölmez otunun faydaları anlaşıldıkça, diğer ülkelerde de kullanımı yaygınlaşmaya başladı. Hem bitkinin kendisi hem de yağının farklı faydaları bulunuyor.

Ölmez otu nerelerde kullanılıyor?

Ölmez otunun sarı çiçekleri, bol miktarda flavonoid türevi taşıyor. Ülkemizde köylerde kullanımı yaygın. Halkın, çiçeklerden hazırladıkları çayları; idrar söktürücü, kum düşürücü, mide rahatlatıcı, kan şekerini düşürücü, safra arttırıcı ve düzenleyici olarak kullandıkları biliniyor.

Yine ülkemizde, hayvanlar üzerinde yapılan bir çalışma ile iki farklı ölmez otu türünün kan şekeri düşürücü etkisini incelenmiş. Çiçek ekstrelerinin özellikle diyabetli hayvanlarda kan şekeri düzeylerini belirgin olarak düşürdüğü görülmüş. Bunun yanı sıra ekstrelerin, yüksek antioksidan etkiye sahip olarak serbest radikallere karşı vücuttaki koruma mekanizmasını da güçlendirdiği gözlenmiş. 

In vitro çalışmalar ölmez otunu antimikrobiyal ve antienflamatuar bir ajan olarak tanımlıyor. Bilindiği üzere flavonoidlerin ve terpenlerin bakterilere karşı etkisi var. Ölmez otunun ayrıca bir tür maya mantarı olan “Candida Albicans”a karşı antifungal etki gösterdiği, sindirim sistemini ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahip olduğu, ayrıca içerdiği flavonoidlerin uçuk ve HIV virüsünü inhibe ettiği de çalışma sonuçlarında yer alıyor. İçindeki flavonoidler (özellikle galangin) ve floroglusinoller sayesinde zararlı bakteri, mantar ve virüslerin yayılmasını engelliyor.

Ölmez otunun, böbrekleri ve karaciğeri ağır metallerden ve diğer toksinlerden arındırdığı da biliniyor. 2015’te Türkiye’de yapılan bir araştırma, ölmez çiçek ekstresinin sık sık böbrek taşı sorunu yaşayan hastalar için faydalı olabileceğini ortaya koyuyor.

Bitkinin farklı türlerinin farklı etkileri olabiliyor. “Helichrysum Arenarium” çiçekleri; antiseptik, safra artırıcı ve spazmolitik özellikleri nedeniyle Orta Avrupa’da kullanılmış. “Helichrysum Graveolens”in ise diyabet hastalığının kontrolünde, yara iyileşmesi ve diüretik özellikleri nedeniyle ülkemizde geleneksel uygulamaları olduğu görülüyor. 

“Helichrysum Italicum” kullanımının faydalı olduğu alanlarla ilgili olarak ise solunum yolu rahatsızlıkları, iltihaplı ve alerjik durumların yanı sıra cilt üzerindeki faydalarına dikkat çekiliyor. Özellikle “Helichrysum Italicum” esansiyel yağının, yaraları iyileştirici etkisi ile hematom, yara izi gibi cilt problemlerinde kullanılan aromaterapi uygulamalarında başarılı sonuçlar verdiği görülüyor. Hatta etkilerinin oldukça inandırıcı olduğu ve bu nedenle hiçbir eleştiriyle karşılaşılmadığı da belirtiliyor.

Ölmez otunun cilt üzerindeki faydaları

Ölmez otunun çeşitli türlerinden elde edilen uçucu yağlar aromaterapide ve parfümeride kullanılıyor. Ortalama olarak 1 ton kuru çiçekten 0,85 kg uçucu yağ elde ediliyor ki bu da onun değerini oldukça artırıyor. Elde edilen uçucu yağın antibakteriyel, antioksidan ve antienflamatuar etkileri bulunuyor, ayrıca ciltteki yara ve izlerin kaybolması için de kullanılıyor. 

Helichrysum Italicum’un, cildi onarıcı ve destekleyici özelliğinden dolayı kozmetikte kullanıldığını da ekleyelim. İçeriğindeki neril asetat, serbest radikallere karşı etkili bir bileşen. Bu etkisiyle kolajen sentezini destekleyerek kırışıklıkları azaltıyor. Bu özelliğinden dolayı patent alarak dünyaca ünlü markaların “gençlik iksiri” olarak sundukları, ölmez otu içeren yüz bakım ürünlerinde yer alıyor. 

Portekiz’de yapılmış olan çalışmalarda ise ölmez otunun içerisinde bulunan yüksek antioksidan kapasiteye sahip terpene ve flavonoid bileşiklerinin mantar ve bakteri gelişimine engel olduğu gözlemlenmiş. Bu özelliği ile ölmez otu, cilt enfeksiyonlarına, yara ve kızarıklıklara karşı etkili oluyor.

Ölmez otu, antibakteriyel etkiye sahip olduğundan sivilcelere karşı da olumlu etkiye sahip. 

Ayrıca cildi nemlendirme özelliğinden dolayı güneş yanıklarına da iyi geliyor. UV ışınlarının zararlarına karşı cildi koruyarak cilt kanseri riskini azaltıyor. Bu amaçla ölmez otu yağı, Hindistan cevizi yağı ile karıştırılarak güneş yanığı olan bölgelere uygulanabiliyor. 

Araştırmacılar, tüm bu etkilerinden dolayı ölmez otunu, “umut verici farmakolojik aktiviteleri olan tıbbi bir bitki” olarak tanımlıyorlar. Geleneksel olarak kullanımı yaygın olan ölmez otunun, yüzyıllardır bilinen faydalarını bilimsel olarak doğrulamak için daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç var. 

Ölmez otu yağını kullanmadan önce cildinizin küçük bir alanında deneyip alerjik reaksiyon verip vermediğin emin olmanızı, gebe ya da emziriyor iseniz doktorunuza danışmanızı tavsiye ederiz. 

Ölmez otu bizim için de oldukça kıymetli… Karadeniz’in yol geçmeyen bölgelerinden ve yaylalardan topladığımız ölmez otlarını soğuk sıkım zeytinyağında masere ettik. Ortaya çıkan bu “iksiri” göz çevresi serumumuzda ve el-vücut losyonumuzda kullandık. Kullananlardan, her iki ürünümüz için de oldukça olumlu geribildirimler var. Ciltlere şifa olmasını diliyoruz… 

Kaynaklar:

Daniel Antunes ViegasAna Palmeira-de-OliveiraLígia SalgueiroJosé Martinez-de-Oliveira, Rita Palmeira-de-Oliveira, Helichrysum italicum: from traditional use to scientific data, J Ethnopharmacol, 2014;151(1):54-65.

● Nilüfer Orhan, Metin Onaran, İlker Şen, İpek Işık Gönül, Mustafa Aslan, “Preventive treatment of calcium oxalate crystal deposition with immortal flowers”, Journal of Ethnopharmacology, 163 (2015), 60-67.

● apelasyon.com

● doz.aeo.org.tr  (Doç.Dr. Nilüfer ORHAN, “Tanıştırayım, altın otu (Helichrysum)”, Ankara Eczacı Odası Yayın Organı.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir