Cildi Canlandırma Zamanı

Cildi Canlandırma Zamanı

Yaşlanma süreci doğduğumuz anda başlıyor. En görünür organımız olması nedeniyle, yaşlanmanın etkileri en fazla cildimizde göze çarpıyor. Dış faktörler cildin yaşlanma sürecini hızlandırabiliyor. Bunlardan biri de soğuk ve kuru hava… Kışı oldukça yoğun yaşadığımız bugünlerde soğuk havanın yıpratıcı etkisinden en fazla cildimiz etkileniyor.

Soğuk hava ciltte kurumaya neden oluyor, dolayısı ile kızarık, hassas ve çatlamış bir görünüm ortaya çıkıyor. Dışarıdaki soğuk ve rüzgarlı havadan sonra, iç mekanlarda karşılaştığımız sıcak ve kuru ortam, cildi kolayca yıpranmaya açık hale getirebiliyor.  

Kışın bu olumsuz koşullarını yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Doğanın canlandığı, baharı karşıladığımız bugünlerde cildimiz de daha fazla özen ve ilgiyi hak ediyor. Cildimizin kaybettiği neme ve elastikiyetine yeniden kavuşabilmesi için birkaç öneriyi sizlerle paylaşmak istedik…

Ortamı nemlendirmek

Dışarıdaki hava kışın daha kuru oluyor. İçeride ise klima ve ısıtıcılardan yükselen sıcak hava nedeniyle yine kuru bir ortamla karşı karşıya kalınıyor. Tüm bu koşullar cildin nemini kaybetmesine neden oluyor. Bu nedenle ofiste ya da evin en fazla zaman geçirilen odasında bir nemlendirici çalıştırarak iç mekan nemini ideal seviyede tutmak mümkün… Ayrıca iç mekanların aşırı derecede sıcak olmasından da kaçınmak gerekiyor. Aşırı sıcaklık, ortamdaki havanın daha da kurumasına yol açıyor.

Cilt temizliğinde ılık su

Kışın hem duşta hem de el yıkamak için sıcak su tercih edilse de aşırı sıcak suyun cildi kuruttuğunu unutmayalım. Eğer su, cildin kızarmasına neden oluyorsa aşırı sıcaklığın söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle kırmızı, çatlamış ve pullanmış ciltte sıcak su kullanmaktan kaçınmak gerekiyor. Sıcak suya ve soğuk kış havasına maruz kalan kuru ciltte egzama görülme ihtimali de artıyor. Elleri yıkadıktan ya da duş aldıktan sonra, kurulama işleminin ardından nemi cilde hapsetmek için nemlendirici uygulamak şart… 

Yüz için de yoğun nem veren bakım ürünleri kullanmak, kışın kuruyan ve yıpranan cildi canlandırmak için olmazsa olmazlardan… Uzmanlar, cilt tipine uygun olarak seçilecek bakım ürününün; cilt nemini geri kazandıracak A, E, C vitaminleri, shea yağı, kuşburnu çekirdeği yağı gibi doğal yağlar içermesinin faydalı olacağına dikkat çekiyorlar.

Doğal temizleyiciler kullanmak

İyi bir cilt için cilt temizliğini ihmal etmemek, sabah ve özellikle akşam, cilt tipine uygun bir temizleyici ile kir, makyaj, toz gibi yabancı maddelerden cildi arındırmak gerekiyor. Bunun için temizleyici yağlardan ve doğal toniklerden faydalanabilirsiniz. 

Cildi kurutan her tür temizleyici üründen uzak durmak gerekiyor. Bu, el yıkamak için sıkça kullanılan antibakteriyel sabunlar için de geçerli… Sert temizleyiciler, cildin doğal yağlarını da uzaklaştırıyor, doğal bariyer oluşturan mikrobiyomun da yapısını bozarak kuruluk daha da kötü bir hal alıyor. Özellikle hassas bir cildiniz varsa, doğal yağlarla hazırlanmış, katkısız sabunların kullanılmasını önerebiliriz.

Her mevsim güneş koruyucu 

Özellikle karlı bir ortam, güneşten gelen UV ışınlarını daha da çok yansıtıyor ve bu da cildin UV maruziyetini artırıyor. Bilindiği üzere UV ışınları cildin yaşlanmasının yanında, cilt kanserine neden olduğu için oldukça zararlı etkilere sahip…

Bu nedenle yalnızca yazın değil kışın da güneş koruyucu kullanmak önemli… Güneş kremini yüzünüze uygularken ellerinizi de ihmal etmeyin…

Beslenme ve elbette ki yeterli su

Cildimizi dışarıdan uygun ürünlerle desteklemenin yanında yeterli miktarda su içmek ve doğru beslenmek de oldukça önemli… Kışın canımız çok su içmek istemese de vücut ağırlığına göre ortalama 2,5 litre su tüketmek, cildin ihtiyaç duyduğu nemi geri kazanmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca biriken toksinlerin atılması için su şart… Uzmanlar çay, kahve ya da bitki çaylarından değil, saf su ile bu ihtiyacın karşılanması gerektiğini söylüyorlar. 

Dış etkenlerle oluşan ya da vücudumuzun normal metabolik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan serbest radikaller, cildimiz için de oldukça zararlı etkiler yaratıyor. Bunlar sağlıklı hücrelere saldırarak yapılarını bozuyor, ciltte lekelere, kırışıklıklara ve elastikiyet kaybına neden oluyorlar. Antioksidanlar ise bizi serbest radikallerin bu zararlı etkilerinden koruyorlar. Bunlar cilt hücrelerinin yenilenmelerini hızlandırıyor, güneşten gelen zararlı etkileri önlemeye yardımcı oluyor ve cildi yaşlanmaya karşı koruyorlar. Antioksidan maddeler özellikle sebze ve meyvelerde bolca bulunuyorlar. Bu nedenle bol sebze ve meyve tüketmek, mineraller ve yağ asitleri açısından zengin gıdalara ağırlık vermek, cildin daha canlı ve parlak görünmesine yardımcı olacaktır…

Bol bol hareket

Hareket etmek kan dolaşımını hızlandırıp dokulara daha fazla oksijen gitmesini sağlıyor. Böylece daha parlak ve canlı bir cilt oluşuyor. Havaların giderek güzelleştiği bahar aylarında özellikle açık havada spor ya da yürüyüş yapmak, alınan oksijen miktarını da artıracaktır. Spor yapmak terlemeyi de sağlayacağından vücuttaki toksinlerin ter yolu ile vücuttan uzaklaştırılmasına da destek olacaktır. 

Açık hava ve bol hareket demişken, sigaranın cilt için zararlı etkilerini de kısaca hatırlatmak isteriz. Sigara, cildin kan dolaşımını bozuyor. Toksinlere maruz kalan cilt, yenilenemiyor, ciltte kuruluk ve kırışıklıklar oluşuyor. Genç bir cilt için sigaradan uzak durmak gerekiyor.

Baharın geldiği bu ayla birlikte doğa uyanırken aynı canlılığı bedenimizde de hissedeceğiz. Enerjimizin artacağı bugünlerde kendimize vakit ayırmanın, kışın durağanlığından sıyrılarak cildimize ve bedenimize ilgi göstermenin hepimize çok iyi geleceğini düşünüyoruz… 

Cildinizi kışın bu olumsuz etkilerinden kurtararak canlandırmak ve bakım yapmak için “cilt gıdalarımıza” göz gezdirebilirsiniz. Yalnızca doğal malzemeler kullanarak hazırladığımız ürünlerimiz cildinize gerekli olan bakımı nazikçe yapacaktır. 

Kaynak:

everydayhealth.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.