Aromaterapi ‘Güzel Koku’ dan mı ibaret? – 1

Bu güzel kokularla hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi mümkün mü?

Mavili Kapı’nın annesi Platform Essencia ile Bezm-i Alem vakıf Üniversitesi’nin birlikte düzenledikleri ve oldukça kapsamlı Aromaterapi Sertifika Programına katıldı. 4 ay sürecek bu eğitimde öğrendiklerini sizlerle paylaşmak istedik.
Dizi şeklinde devam edecek bu yazıların sizlere de faydalı olacağını umuyoruz.

Aromaterapi, kökeni çok eskilere dayanan bir tedavi yöntemi. İbn-i Sina’nın kitabına damıtma aletinin resmini çizmesi boşuna değildi. Belli ki bitkilerdeki şifayı uçucu yağlarını çıkartarak da kullanıyordu.
Ne zaman insan sağlığına iyi gelen bir yöntemin ya da hammaddenin  bütünsel bir yaklaşımı olsa, altından mutlaka ‘KADİM BİLGİLER’ çıkıyor. Aromaterapi gibi, kombucha gibi, hacamat gibi, açlıkla tedavi gibi…. gibi gibi.

Tıpkı diğerleri gibi bitkilerden elde edilen uçucu yağlarla şifalanma konusu da yüzlerce/binlerce  yıl sonra yeniden keşfediliyor. Öyle ki, hastaneler tedavi yöntemleri arasına aromaterapiyi katıyorlar, aromaterapi konusunda kanıta dayalı ciddi bilimsel çalışmalar yapılıyor, konunun uzmanları yetişiyor, ulusal ve uluslararası dernekler oluşuyor.

Bunlar iyi haberler. Ancak konu insan sağlığı ise her yöntem gibi amoraterapinin de uzmanları tarafından ve dikkatli uygulanması gerekiyor.

Eczacı Aslı Yazıcıoğlu aromaterapinin Türkiye’de en önde gelen isimlerinden biri. Belki de birincisi. Doktorlarla birlikte medikal uygulamalar da yapıyor.
Doğrusu bu yazıda Aslı Yazıcıoğlu’nun ders notlarından bir hayli yararlandık.

Aromaterapi nedir?

Aromaterapi için ‘Uçucu yağların fiziksel ve psikolojik bir çok hastalıkta korunma ve tedavi amaçlı sistemli ve kontrollü biçimde kullanılmasıdır’ diyebiliriz. 
Yani aromaterapi; uygulama alanı çok geniş ve zengin bir yöntem. 
Modern medikal aromaterapi çalışmaları 1937 lerde yeniden başlıyor, popülerleşmesi ise 1970 lerin sonlarında oluyor. Ülkemizde de son yıllarda giderek artan bir ilgi görüyor.

Fotoğraf: Daiga Ellaby

Aromaterapinin holistik ve medikal uygulamalarının ayrı ayrı avantaj ve dezavantajları var. 

Bu arada holistik yaklaşım, bildiğiniz gibi bütünsel yaklaşımdır. İnsanı; fiziksel- duygusal-ruhsal-çevresel açıdan inceler. Holistik yaklaşıma göre, bunlardan birinde görülen dengesizlikte hastalıklar baş gösterir. Önemli olan bu unsurların dengede tutarak sağlıklı kalmaktır. Holistik tedavi yaklaşımı insana, bu faktörlerin tümünü dikkate alarak bütünsel bakar. Ve esas amaç hastalıkların önlenmesidir.

Detaylara girmeden önce uçucu yağların terapötik (tedavi edici) etkilerinden yararlanılan alanlara göz atalım:

  • Yaralar, enfeksiyonlar ve hemen müdahale edilmesi gereken akut durumlarda
  • Psikolojik ve hormonal düzensizliklerde
  • Bağışıklığın kuvvetlenmesine yardımcı olmak için
  • Sinir sistemi problemlerinde
  • Ve Mavili Kapı’nın asıl konusu olan cilt sıkıntıları ve bakımlarında. 

Uçucu yağların neden bu kadar etkili, değerli, güçlü ve dolayısı ile pahallı oluşunun sebebini anlamak için ne kadar bitkiden ne kadar uçucu yağ elde edildiğinden de bahsetmek gerekiyor:

Mesela 

1 ton alman papatyasından 1 kg,

1 ton  lavantadan 2.5-3 kg

1 ton ylang ylang dan 2 kg

4.5 ton gül yaprağından 1 kg gül yağı çıkıyor.

Bu durumda ucuz uçucu yağ bulmak elbette mümkün olamaz. Hele bir de organik sertifikalısını düşünün…

Uçucu yağlar, oldukça yoğun ve güçlü oldukları için mutlaka seyreltilerek kullanılırlar. Bir iki tanesi hariç asla tek başına kullanılmaz. Ana ürün içindeki oranları oldukça düşüktür. Kullanılması gereken oranlarda uygulanmazsa fayda yerine zarar verebilirler.

Uçucu (esansiyel) yağlar bitkilerin farklı bölümlerinden ve farklı yöntemlerle elde edilir. Yapraklarından (nane), çiçeklerinden (ölmez otu), meyvelerinden (karabiber), kabuklarından (narenciye), reçinelerinden (günlük), tohumlarından (rezene) gövdelerinden (sandal ağacı), köklerinden (zencefil)…

Uçucu yağlardan içerek (dahilen) koklayarak (inhalasyon) sürülerek (cilt bakım ürünleri) buharla havaya verilerek (difüzyon)… gibi yöntemlerle faydalanıyoruz.

Her adımda tekrar etmekte yarar var; seyreltilmeden kullanmıyoruz, uygun oranlarda (ki bu oranlar bilimsel olarak tespit edilmiştir) ve hangisinden içilerek-hangisinden koklayarak ya da sürülerek yararlanılacağını bilerek kullanmamız gerekiyor. Hele konu çocuklar, yaşlılar, özel tedavi gören hastalar ise konu daha da önemli oluyor.

Bazı uçucu yağlar var ki, tamamen güvenli oldukları kabul ediliyor (yine de hangi oranda olacağı önemli) ama bazıları da var ki, mutlaka bir uzman tarafından hazırlanması gerekiyor.

Uçucu yağlar ve aromaterapi konusunda biz daha çok difüzyon ve sürülerek uygulanan kullanımlarını tercih ediyoruz. Söz gelimi, biberiye yağının uygun oranlarda difüzere koyarak ortama buhar halinde verildiğinde odaklanmaya yardımcı olduğunu biliyor ve çocuklarımızın odasında ders çalışırken kullanabiliyoruz.

Bu yazı dizisinin ilerleyen bölümlerinden uçucu yağlardan en geniş ve güvenli kullanım alanı olanları sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bir başka yazı dizisinde de Mavili Kapı’nın kullandığı sabit yağları ve faydalarını uluslararası bağımsız kuruluşlarca yayınlanan makalelerden tarayarak sizlere sunmayı planlıyoruz.

Bilginin paylaşılmasını çok değerli buluyoruz ve bu paylaşımlarımızdan faydalanacağınızı umuyoruz.

İyi okumalar ve çokça sevgiler 🙂

Aromaterapi ‘Güzel Koku’ dan mı ibaret? – 1” üzerine 1 yorum

  1. Elinize sağlık, güzel bilgiler.. Biberiyeyi hemen Difüzörü koyup çocuğun yanına götürmeli.. Malum akşamları ev ödevi klasiği :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir