Negatif Kalorili Besinler

negatif kalorili besinler

Her gün sağlıklı beslenme ile ilgili yeni bir terim karşımıza çıkıyor. Bunlardan biri de “negatif kalorili besinler”… Bilindiği üzere su hariç her besinin bir kalori değeri bulunuyor. 

Kilo vermek istediğimizde açlığı bastıracak, besleyici, bir o kadar da düşük kalorili yiyeceklere ihtiyaç duyuyoruz. İşte burada negatif kalorili besinler devreye giriyor. Bunların, kendi kalorilerinden çok daha fazla kalori yakmaya yardımcı oldukları söyleniyor. 

“Katabolik” olarak da bilinen bu besinleri merak ettik ve negatif kalorili olabilmenin aslını araştırıp sizlerle paylaşmak istedik…

Negatif Kalorili Besinler ve Enerji

Kalori, vücudun gerektiği gibi çalışabilmesi ve hayatta kalabilmesi için ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlıyor.

Beslenme uzmanları, besinlerden gelen kalorileri iki kategoride sınıflandırıyorlar: Boş kaloriler ve negatif kaloriler. Rafine şeker ve fast food gibi yiyeceklerden gelen kaloriler ilk gruba örnek olup bunlar tüketildiklerinde vücuda oldukça fazla miktarda kalori girişi olmasına rağmen hiçbir besin değeri içermiyorlar.

Negatif kaloriler ise yüksek lifli veya düşük glisemik indeksli besinlerden geliyor, kilo alımı olmaksızın bu besinlerden istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz. Bu besinlerin elbette ki belli bir kalori değeri var. Teoriye göre; bu yiyecekleri sindirmek için doğal olarak içerdiklerinden daha fazla kalori yakmak gerekiyor. Örneğin orta boy bir elma ortalama 85 kalori iken, metabolizmanız onu sindirebilmek için daha fazla kaloriye ihtiyaç duyuyor. Ayrıca yüksek lifli yiyeceklerin sindirilmesi uzun sürüyor, bu nedenle vücutta daha uzun süre kalıyor ve bu da açlığı geciktiriyor. Bunun yanı sıra negatif kalorili yiyecekler şekeri yavaşça saldıkları için yağa dönüşme oranı düşüyor… 

Negatif besinlerin isim babası: Victor Lindlahr

Katabolik beslenme, 1920’lerin sonu ve 1930’ların başında Amerikalı doktor Victor Lindlahr tarafından geliştirilmiş. Babasının sanatoryumunda çalışan Lindlahr burada çeşitli araştırmalar yapmış, sebze gibi düşük kalorili ve sudan zengin yiyeceklerle beslenen hastaların diğerlerine göre daha çok kilo verdiklerini görmüş, böylece bazı yiyeceklerin diğerlerinden daha verimli şekilde yağ yakabileceğini varsaymış. 1942’de bu konudaki bilgilerini yazıya dökerek “You Are What You Eat-Ne Yersen Osun” isimli kitabını yayımlamış.

Lindlahr, yiyecekleri 2 kategori altında sınıflandırıyor: katabolik veya anabolik… Katabolik yiyecekler, içerdikleri kaloriden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan yiyecekler ki bunların negatif kalorili yiyecekler olduğunu söylemiştik. Bu diyet sayesinde, beslenme programınız öncelikle bu gıdalardan oluşuyorsa, daha fazla yediğinizde bile kilo vereceğiniz öngörülüyor. Katabolik beslenmede, yiyeceklerin en az yüzde 65’inin katabolik besinlerden seçilmesi hedefleniyor. 

Katabolik yiyecekler arasında elma, ahududu, karpuz, çilek, limon, nektarin, kiraz ve üzüm gibi meyveler; marul, ıspanak, kuşkonmaz, mısır, domates, havuç ve brokoli gibi sebzeler ve morina, karides, midye gibi deniz ürünleri yer alıyor. Lindlahr, diğer tüm yiyecekleri anabolik olarak tanımlıyor. 3 öğün beslenmenin yanında, yemeklerden yarım saat önce ve sonra olmak koşulu ile  bol su içilmesinin altını da çiziyor (sindirim enzimlerini etkilememesi için yemek sırasında su içilmemesi öneriliyor). Lindlahr, öğünler arasında çiğ kereviz yenebileceğini de tavsiye ediyor.

Katabolik beslenme sisteminde besinlerin tümü düşük kalorili olduğu için kilo vermek kaçınılmaz… Bol sebze ve meyve yendiği için de düşük tansiyon, kalp hastalığı, kanser ve sindirim bozukluklarını engellemeye destek oluyor; tuz, şeker, rafine karbonhidratlar, et ve işlenmiş yiyeceklerin tümü önerilmediği için de obezite ve Tip 2 diyabet riskinin azalmasına katkıda bulunabiliyor. Bu olumlu özelliklerin yanı sıra bazı beslenme uzmanları, süt ürünleri kısıtlandığı için kalsiyum gibi elzem bazı besinlerin yeterince alınamadığının altını çiziyor, bu durumun sistemin zayıf yanı olduğunu belirtiyorlar. 

Besinler ve Termik Etkileri

Besinler, içerdikleri bileşenlere göre farklı şekillerde metabolize oluyorlar. Bu işlem sırasında harcanan enerji, besinlerin termik enerjisi olarak adlandırılıyor. Besinlerin termik etkisi ne kadar fazla olursa onlardan gelen kalorinin o kadar azaldığını söyleyebiliriz. Proteinlerin termik etkisi yağ ve karbonhidratlara göre çok daha yüksek… Bu nedenle balık, kabuklu deniz ürünleri gibi protein içeren bazı besinlerin termik etkileri nedeniyle negatif kalorili oldukları düşünülebilir. 

Buna benzer şekilde soğuk su, genellikle metabolizmayı hızlandırdığı için negatif kalorili olarak kabul ediliyor. 

Düşük kalori, yüksek besin değeri

Meyve ve sebzelerin yüksek lif ve su içeriği ile negatif kaloriye sahip oldukları düşünülüyor, başta kereviz, salatalık, turp, marul, elma, brokoli, kale, turp, biber, mantar, kuşkonmaz, domates, salatalık, kabak gibi besinleri sayabiliriz. Kerevizin 100 gramında 16 kalori bulunduğu, bunun yanında A, C vitaminleri, folat ve lif açısından zengin olduğu düşünülürse neden gözde bir diyet besini olduğu anlaşılabilir. Havuç da aynı şekilde 100 gramında yaklaşık 41 kalori içeriyor, A, C ve K vitaminleri, manganez ve potasyum açısından da zengin.

Ahududu, yaban mersini ve çilek de düşük kalorilerine rağmen antioksidan, antienflamatuar etkileri son derece yüksek meyveler… Yaz sofralarının ayrılmaz ikilisi domates ve salatalık da negatif kalorili besinler arasında yer alıyor. Oldukça düşük kalori değerlerinin yanında domates potasyum, C vitamini ve likopen kaynağı; salatalık ise vitamin, mineral ve zengin su içeriği ile yemeklere mükemmel birer eşlikçi olabiliyorlar. Marul ve roka da öğünlerinizde mutlaka olması gereken besinler arasında yer alıyor. 100 gramında sadece 6 kalori içeren marul; lif, B vitamini, folik asit ve manganez açısından da zengin bir besin…

100 gramında yaklaşık 50 kalori içeren elma, açlık hissini yenmek için ideal… Hem lif, vitamin ve mineral açısından hem de kilo vermeyi teşvik eden ve vücudun kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olan, şekeri kademeli olarak serbest bırakan pektin bakımından zengin… 

Bu örnekleri elbette ki çoğaltabiliriz. Çoğunluğu sebze ve meyve olan bu yiyeceklerin besleyici oldukları doğru olsa da, negatif kalorili olduklarını kanıtlayan bir araştırma yok. Birçoğunun metabolizmayı hızlandırdığı, bu sayede yağ yakımını teşvik ettiği de söyleniyor.  İdeal olan; yalnızca bu besinlere odaklanmak yerine her gruptan dengeli, genel sağlığı destekleyecek yiyecekleri tüketmek… Victor Lindlahr’ın negatif besinler teorisi doğru mu bilmiyoruz ama kurduğu bu cümleden hiç şüphemiz yok: “ Ne yerseniz osunuz…”

Mavili Kapı olarak “Ne yerseniz osunuz” felsefesini benimsememizin yanında cildinize değecek her üründe de aynı hassasiyeti taşıyoruz. Tüm cilt ürünlerimizi, “sürdüklerimiz konusunda da yediklerimiz kadar hassas olmalıyız” prensibi ile hazırlıyoruz, gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz…

Kaynaklar:

livehealthy.chron.com

healthline.com

food.ndtv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir