Yazar: Senem

Sarı Kantaron’lu İLK YARDIM MERHEMİ

Sarı Kantaron yağı ile hazırladığımız bu merhemi o kadar çok ve değişik yerlerde kullanıyoruz ki, adını “ilk yardım” merhemi koyduk. Gerçekten mavili kapının dedesi dahil hepimizin çantasında birer tane var. Hemen içeriğini belirtelim: Sarı kantaron yağı Shea yağı Balmumu Lavanta yağı Sarı Kantaron Yağı: Kantaron yağını kendimiz yaptık. İlaçsız zehirsiz kendi zeytinimizin soğuk taş baskı yağında yine yakınlarından yol geçmeyen yüksek yaylalardan elimizle topladığımız kantaron çiçekleri ile hazırladık. Kantaron yağının yapılış hikayesi burada. Faydalarına gelince, her ne kadar hikayede yazmıştık ama tekrarlamakta sakınca yok. Çok  güçlü antibakteriyel, anti-inflamatuar ve antioksidan özelliklerinden dolayı geniş bir kullanım alanı var. Mesela; Yanık...

Read More

Fermente Kombu Çayı’na Daha Detaylı Bakalım

Kombu çayı nedir? sorusuna burada detaylıca cevap aramıştık vakti zamanında. Hadi şimdi de meseleyi, Kombu çayı özelinden çıkartalım ve biraz daha genel bakalım önce. Yazının sonuna doğru döneriz tekrar kahramanımıza. Modernleşme, elbette hayatımızı pek çok yönden etkilediği, değiştirdiği gibi, beslenme alışkanlıklarımızı da değiştirdi. Daha da önemlisi, beslenmenin arka planındaki mutfak alışkanlıklarımızı. Bizim mutfakta kullandığımız ekipmanlar, yemek yapma biçimimiz, gıdayı saklama yöntemlerimiz tabii ki yüzlerce – binlerce yıl öncesininkiyle aynı değil. Fakat değişen sadece yöntemler olmadı. Bütünüyle bir sistem değişikliği oldu beslenme altyapımızda. Buzdolabı, dondurucu, konserve, pastörizasyon, gıda işleme teknikleri… neler neler. Bütün bunlar ilk bakışta, hiçbir şeye gerçekten vakit...

Read More

Organik mi? Doğal mı? İyi Tarım mı? Ne Alacağız?

Ne kadar kafa karıştırıcı değil mi? Ya da en azından tam olarak, etraflıca konuyu bilmeyen için. Eh bilelim o zaman, bilelim de… bu kadar çok şey bilmek zorunda kalmamalıydık. Güvenle gıda alabileceğimiz, iç huzuru ile yiyebileceğimiz, vıdık vıdık araştırıp didiklemek zorunda kalmayacağımız bir sistem olaydı daha iyi değil miydi? Ama yok… Öyleyse her birimiz, kendi adımıza ve ailemiz adına sorumluluk alacağız bu konuda. Almalıyız. Organik, evet iyi bir seçenek. En azından ehven-i şer denebilir. Ama sonuçta “organik” dediğimiz kavram bir sertifikasyon sistemi. Bu sistemin içinde nelere müsade var nelere yok biliyor muyuz? Mesela organik tarımda hibrit tohuma müsade var....

Read More

Bizim Hikayemiz

Pek çok yönüyle alışılmış ve fakat pek çok yönüyle de bize özel bir hikaye, Mavili Kapı’nın oluşma hikayesi. ‘Hadi tanışalım’ yazısında okuduğunuz gibi, ‘biz’ derken kocaman bir aileyi kastediyorum. Bu blogda ‘biz’ diliyle göreceksiniz yazıları çoğunlukla. Ama bu yazıyı ben (Senem) yazıyorum, bizim adımıza, hepimizin adına… Annem ve babam, biz (ben ve erkek kardeşim) kendimizi bildik bileli televizyon sektöründe çalışıyorlar. Annem TRT’nin ilk yönetmenlerinden, İÜ Radyo Televizyon bölümünde hocalık yapmış bir televizyoncu. Babam, Türkiye’nin ilk canlı yayın araçlarını kurmuş ve özel televizyonların kurulduğu dönemde teknik altyapıda ilkleri gerçekleştirmiş bir televizyoncu. Canlı yayınlar, televizyon dizileri, reklam-tanıtım filmleri, editing stüdyoları… bu...

Read More

Bahçede Bir Gün – Hasat, Budama ve Çocuklar :)

Toprağa yakın, toprakla ilişkili yaşamanın hayattaki karşılığı bir tane değilmiş… Topladığımız biber, patlıcan belki ilk görülen ve en direkt fayda. Ama bunun yanında insanın hayatının tamamına, yaşayışına hatta algılarına etki ediyor toprak ve onunla kurulan ilişki. Mesela çocuklar… Çok net olarak 2 farklı Ayşesu’dan bahsedebilirim. Şehirde yaşayan Ayşesu ve köyde yaşayan Ayşesu. 5,5 yaşında bir çocuğun günlük, sıradan hayatında önemli farklar yaratıyor köy. Şehirde çoğunlukla bir yetişkinin oyunlarına eşlik etmesini beklerken köyde neredeyse bizimle görüşmüyor bile. Toprak ve bahçedeki malzemeler hayal gücünü öylesine tetikliyor ki, kurduğu oyunlar, yarattığı dünya bambaşka. Yüksek bir konsantrasyonla oynuyor ve bu, şehirde çok az elde ettiğimiz bir şans. Üstelik özgüven ve özgürlük anlayışı da bir hayli ilerledi… Kendine ve yapabileceklerine inancı çok arttı.  Sabah kalkıp kahvaltısını ettikten sonra bahçeye çıkması, tüm gün kendi işini kendi görmesi, hatta bazen bizlerin sorumluluğunda olan işleri farkedip el atması (kenarda köşede unutulmuş ve kurumuş bir çiçeği farkedip gidip sulaması gibi) ve kendiyle ilgili sorumluluk üstlenmesi benim için çok değerli. Belki de en önemlisi, tarif edemese de, kelimelendiremese de buradaki döngüyü hissediyor. Tohumun ekilmesi, sulanması ve sonrasında ilk yeşil yaprakcıkların çıkmasıyla içinde bir heyecan kabarıyor. İlk meyveleri, sebzeleri gördüğümüzde ise onları sevişi, heyecanı görmeye değer… Sonuç olarak ben, kızımın hayatında çok mühim bir rehber olarak görüyorum toprağı. Hiçbir eğitim kurumunun veremeyeceği bir rehberlik bu. Bambaşka bir yaşayış, algı ve hayata bakış… Ve modern toplumun dayattığı kavramlara karşı durabilecek bireylerin...

Read More
  • 1
  • 2